19. Bir defasında kampta balıkları çok seven bir oğlan vardı. 

Translated by Sena Akalin and Mert Arslanalp

(Read in English and/or Spanish)

2016-09-06 16.32.08.jpg

Bir defasında kampta balıkları çok seven bir oğlan vardı. Kampa oğlanların girmesi yasaktı fakat birinin kardeşi oldugundan nasıl olduysa onun kalmasına izin verilmişti. Henüz onbir oniki yaşında olmasına rağmen kızların annesine az biraz aşıktı ve anne izin verdiğinde oğlan onu takip ederdi. Tüm bunlar yıllar öncesindeydi, Amy ve Zoe doğmadan evel.

Oğlan sürekli evindeki akvaryumundan bahsederdi. Egzotik balıklarıyla ilgilenebilmek için günlük ödevini bir çırpıda bitirir, akvaryumu pırıl pırıl temizledikten sonra, balıkları seyreder, onlara türlü müzikler çalardı.

Bir gün büyüyüp delikanlı olduğunda intihar etti. 

Anneleri oğlunun kendisini kazara vurdugunu söylüyor. Akvaryumun camları kırılmış, bütün balıklar etrafa saçılmıştı, belli ki oğlu ne yaptığının farkında değildi. Annelerine göre, oğlan anında ölmemişti. Silah sesini duyar duymaz ailece odaya koşmuşlar ve onu yerde tuzlu suyun, kanın, çırpınan balıkların ve cam kırıklarının ortasinda yatarken bulmuşlardı. Oğlan defalarca, evet defalarca, lanet olsun, lanet olsun, lanet olsun dedikten sonra ölmüştü.

Babaları, çocuklar daha çok genç olduklarından annelerinin onların önünde kötü sözler kullanmasına içerliyor fakat anneleri dünyanın iste böyle bir yer olduğunu, kelimeleri kendi kafasından uydurmadığını söylüyor.

Onlara intiharın en bencilce yapılabilecek şey olduğunu ve asla yapmamalarını söylüyor.